DEVRİM, TARIM, MODERNLEŞME

ATATÜRK ÇİFTLİKLERİ-26

ATATÜRK ÇİFTLİKLERİ-103

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİR ÖZGÜRLEŞME  TASARISI OLARAK ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ

 

H. ÇAĞATAY KESKİNOK

ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ, bir özgürleşme hareketinin, özellikle tarımı ve tarımsal emeği dönüştürme hareketinin deney alanı olmuştur. Bu örnek çiftlik yalnızca tarımsal üretimle sınırlı bir tasarı olmayıp Cumhuriyetin kuruluş yıllarında izlenen kentleşme siyasalarının, toplumsallaşma ve ilerleme düşüncesinin önemli bir halkasını oluşturmaktadır. Çiftlik, Mustafa Kemal Atatürk’ün bireysel bir girişimi olarak başlayıp daha sonra kamusal bir değere ve mülke dönüştürülmüştür. Bu örnek girişim, iktisadi bağımsızlık temelinde, sanayi ve ticaret ile tarımın, kır ile kentin bütünleştirilmesi, kooperatifler ve devlet çiftlikleri yoluyla örgütlenme,  sanayi kentlerinin yaratılması, sanayi kentleri ile tarımsal gelişme bölgelerinin bütünleştirilmesine dayanan kapsamlı kentleşme ve bölgesel gelişme siyasaları ile birlikte ele alınmalıdır. Devlet Çiftlikleri dizgesinin önemli bir adımını oluşturan Atatürk Orman Çiftliği, köylülüğün dönüştürülmesine yönelik Köy Enstitüleri ve çağdaş toplumun kültürel temellerini yaratmaya yönelik Halkevleri gibi Cumhuriyet tarihinin iki özgün ve önemli deneyimi ile bir bütün oluşturmaktadır. Çiftliğin kamusal bir değer olarak yaratılmasının temelinde, Cumhuriyetin kuruluş döneminin kırsal emeğin ortaçağ bağımlılıklarından kurtarılması ve özgürleştirilmesi siyasaları ile halkçılık ve devletçilik ilkeleri yatmaktadır. 

Kırsal Emeğin Dönüştürülmesi ve Geri Toplumsal İlişkilerin Tasfiyesi

Özgürleşme tasarısının iki önemli ayağı bulunmaktadır. Birincisi tarımdaki üretim ilişkilerinin dönüştürülmesidir. Diğeri ise makineleşme ve ileri üretim tekniklerinin kullanımı ile en önemli üretici güç olarak görülen köylünün eğitilmesi ve kırsal alanın kalkınmasının sağlanmasıdır.

 1920’li yıllarda kırsal emeğin özgürleştirilmesi ve feodal ilişkilerin tasfiyesine yönelik bir dizi düzenleme gerçekleştirilmiş, aşar kaldırılmış, köylerin yönetimi ile ilgili Köy Kanunu ve Zirai Birlikler Kanunu çıkarılmış, Yüksek Ziraat Enstitüsü kurulmuştur. Kırsal kalkınma yalnızca iktisadi bir konu olarak değil kapsamlı bir özgürleşme tasarısı olarak görülmektedir. Tarım merkezleri, devlet çiftlikleri, tarım bankacılığı, kooperatifleşme, topraklandırma ve toplu üretim ve örgütlenme, Cumhuriyet yönetiminin kırsal alana bakışındaki en temel kavramlardır. Çok sonra kurulan Köy Enstitüleri de bu tasarının ve kırı dönüştürme hareketinin diğer önemli adımıdır.

Mustafa Kemal Atatürk 1 Mart 1922 tarihli TBMM Birinci Dönem Üçüncü Toplanma Yılını Açış Konuşmasında gerçek üretici olarak adlandırdığı köylünün geliştirilmesi ve dönüştürülmesi konusunda şunları söylemiştir:

“…Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, hakiki üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete hak kazanan ve layik olan da köylüdür. Bu nedenle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin izleyeceği yol, bu temel amacın sağlanması yönünde olmalıdır. …. Köylünün çalışması sonunda elde edeceği emek karşılığını, onun kendi menfaatine olmak üzere yükseltmek, ekonomi politikamızın esas ruhudur. Bu nedenle bir taraftan çiftçinin çalışmasını geliştirecek, daha yararlı hale getirecek bilgiyi vermek, onun teknik araçları kullanmasını sağlayarak makinanın yaygınlaşmasına çalışırken; diğer yandan, onun, emeğinin sonuçlarından yüksek seviyede yararlanması için gerekli ekonomik tedbirlerin alınması zorunludur…”

Mustafa Kemal Atatürk 1 Kasım 1937’de TBMM’ni açış konuşmasında topraklandırma ve örgütlenme konularının kırsal kalkınma açısından anlamına değinmiştir:

“Memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bir de daha önemli olanı ise, bir çiftçi ailesini geçindirebilen toprağın, hiçbir surette, bölünemez bir nitelik almasıdır. Büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri toprak genişliğini, arazinin bulunduğu memleket bölgelerinin nüfus yoğunluğu ve toprağın verim derecesine göre sınırlamak gerekir”. Atatürk bu konuşmasında şu konulara da vurgu yapmıştır: i) Ülkenin tarım bölgelerine ayrılması ve tarım merkezlerinin oluşturulması, ii) tarım sanayiinin geliştirilmesi iii) tarımda kooperatifleşme ve tarım bankacılığı, iv) örnek çiftlik olarak yönetilecek ve geliştirilecek devlet çiftlikleri kurulması, v) tarımda makineleşme, kooperatifleşme ve kolektif üretim imkanlarının birlikte yaratılması.

Mustafa Kemal Atatürk, 1 Kasım 1938 tarihli TBMM Beşinci Dönem Dördüncü Toplanma Yılının açılışında Başbakan Celal Bayar tarafından okunan konuşma metninde, Cumhuriyetin onbeşinci yılının planlı, sistemli tarım ve köy kalkınmasının başlangıç noktası olması gerektiğine işaret etmiştir. Atatürk’ün konuşmasında dile getirdiği görüşler, ileri sürülebilir ki,  Gazi Orman Çiftliği deneyimi ile pekiştirilmiş ve geliştirilmiş düşüncelerdir. Bu kapsamda Atatürk Orman Çiftliği devlet çiftliklerinin kurulmasına öncülük etmiş en önemli girişimdir. Çiftlik 5 Mayıs 1925 tarihinde Atatürk tarafından kendi adına 20 Bin Dekar civarında bir arazinin satın alınmasıyla Gazi Orman Çiftliği adıyla kurulmuş, aynı yıl içinde çevreden alınan arazilerle birlikte toplam arazi büyüklüğü 102 Bin dekara ulaşmıştır.

Atatürk Orman Çiftliği’nin Kuruluş Amaçları

Çiftliğin kuruluş amaçları şöyle konmuştur: Arazi ıslahı ve tanzimi, çevrenin güzelleştirilmesi, yerli ve yabancı hayvan ırklarının araştırılması, en uygun olanların geliştirilmesi, tahıl cinslerinin ıslahı için yeni türlerin araştırılması, halka tanıtımı ve dağıtımı, hayvancılığın özendirilmesi, yeni cins ve ırkların araştırılması, başarılı olanların halka tanıtımı, üretilen tarım ürünlerinin işlenerek değerlendirilmesi ve halka sunumu, iklim koşullarına uygun yerli ve yabancı meyve türlerinin üretiminin yapılması, halka gösterilmesi ve bölgede yaygınlaştırılması, bağcılığın geliştirilmesi ve halka tanıtımı, kooperatifciliğin özendirilmesi, öneminin halka gösterilmesi, çevre köylerle ortak çalışmalar yapılması, bilimsel yöntemlerle ağaçlandırma yapılması, korular, ormanlar oluşturulması, yurt çapında ağaçlandırmanın özendirilmesi, çiftlik ve bölge için gerekli meyve ve bağ fidanlarının üretimi amacıyla fidanlıklar kurulması, iç ve dış piyasalarla ilişki temelinde faaliyet ve üretimin düzenlenmesi, yurdun değişik bölgelerinde temsilciliklerin açılması, ziraat usullerinin düzeltilmesi, üretimin artırılması ve köylerin bu örneğe uygun yöntemlerle kalkındırılması, tarım sanatlarının geliştirilmesi, makineli tarıma geçiş için gerekli ziraat alet ve makine üretimine yönelik atölyeler kurulması, tarım öğretiminin uygulamalı olarak pratik dersler ve stajlar yoluyla halka yaygınlaştırılması, halka ucuz ve sağlıklı gıda sağlanması, eğlenme ve dinlenme amaçlı halka açık alanlar sağlanması.

Çiftliğin Devlete Bağışlanması ve Bağışlamanın Koşulları

Mustafa Kemal Atatürk’ün kişisel edinimi ile kurulmuş olan Çiftlik daha sonra ülke çapında yaygınlaştırılan diğer çiftliklerle birlikte 11 Haziran 1937 tarihinde Atatürk tarafından Hazineye bağışlanmıştır. 13 Ocak 1938’de de 3308 sayılı Devlet İşletmeleri Kurumları Hakkındaki Kanun ile kurulmuş olan Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumuna bağlanmıştır. Özel bir mülk olarak kurulup zaman içinde kamusal bir değere dönüştürülen Çiftlik, Cumhuriyet yönetiminin kırsal alanın ve köylülüğün dönüştürülmesine ilişkin ideoloji ve siyasaları içinde anlam kazanan örnek bir girişimdir. 1937 yılında Devlete bağışlanması, kamusal bir değere dönüştürülmesinin son aşamasını oluşturmaktadır. Bu herhangi bir bağışlama değildir. Bu örnek girişim, tüm yaşamı ve mücadelesi, kamusal değer yaratma olan bir devlet adamının, kapsamlı toplumsal gelişme siyasalarının yaşama geçirilmesine, kişisel girişimciliği ile yaptığı önemli bir katkıdır. Atatürk’ün bu bağışının ardında, o dönemin toprak reformu çözümlerine karşı olanlarla, devlet yöneticilerine bir özveri dersi verme isteği vardır [1].

Gerek TC Cumhurbaşkanlığı 4/545 Sayı 11 Haziran 1937 tarihli, çiftlik arazi, taşınır mal ve demirbaşlarının listesini veren ÇİFTLİKLERİNİ HAZİNEYE BAĞIŞLADIĞINA DAİR TEZKERE [2], gerekse Atatürk’ün Başbakan İsmet İnönü’ye 13 Haziran 1937 tarihli yazısı [3] Çiftliğin esas amaçları, bundan böyle nasıl korunacağı ve ne şekilde geliştirileceği konusunda önemli bilgiler vermektedir. Bu belge aynı zamanda vasiyetin koşullarını da tanımlamaktadır. Bu belgedeki amaçlar şu şekilde özetlenebilir: Arazi ıslah ve tanzimi, çevrenin güzelleştirilmesi, yerli ve yabancı hayvan ırklarının araştırılması, en uygun olanların seçimi, kooperatifleşme ve çevre köylerle ortak çalışmalar yapılması, iç ve dış piyasalarla ilişki temelinde faaliyet ve üretimin düzenlenmesi, yurdun değişik bölgelerinde temsilciliklerin açılması, ziraat usullerinin düzeltilmesi, üretimin artırılması ve köylerin bu şekilde kalkındırılması, ziraat sanatlarının geliştirilmesi, halka ucuz ve sağlıklı gıda sağlanması, eğlenme ve dinlenme amaçlı olarak halka açık alan sağlanması.

Bağışlama belgesinde işaret edilen konular, esas olarak örnek çiftliklerle üretim teknik ve yöntemlerinin geliştirilmesi yoluyla köylünün özgürleştirilmesi tasarısının önemli ipuçlarıdır. Atatürk’ün vasiyeti, çiftliklerin amaçları ile başardıkları çalışmaları, emlak ve arazilerinin ölçülerini, listesini ve demirbaş niteliğindeki varlıklarını kapsamaktadır.

Çiftliğin Bağışlandığı Tarihte Arazi Varlığı ve Demirbaşları

Çiftlik, arazi varlığının yanısıra o günün koşullarında hiç de azımsanamayacak demirbaşlara sahiptir. Demirbaş listesi, Çiftliğin ne yönde gelişme gösterdiği ve oluşturulmasındaki temel fikrin ne denli uygulamaya konduğunun göstergesidir.

Araziler:

Ankara’da Orman, Yağmurbaba, Balgat, Macun, Güvercinlik, Tahar, Etimesut, Çakırlar Çiftliklerinden oluşan Orman Çiftliği, Yalova Millet ve Baltacı Çiftlikleri, Silifke’de Tekir ve Şövalye Çiftlikleri, Dörtyol’da Portakal ve Karabasamak Çiftlikleri, Tarsus’ta Piloğlu Çiftliği. Bu çiftliklerde, 582 dönüm meyve bahçesi, 700 dönüm meyve fidanlığı, 400 dönüm Amerikan asma fidanlığı, 220 dönüm bağ, 370 dönüm sebze yetiştirmeye elverişli bahçe, 220 dönüm zeytinlik, 27 dönüm portakallık, 15 dönüm kuş konmazlık, 100 dönüm park ve bahçe, 2650 dönüm çayır ve yoncalık, 1450 dönüm orman, 148 bin dönümü de tarım alanı ve meralar olmak üzere toplam 154 729 dönüm arazi bulunmaktadır.

Demirbaşlar:

Fabrika ve imalathaneler:  Buz Fabrikası (günde 4 ton buz kapasiteli), Bira Fabrikası ve Malt Fabrikası (yılda 7 bin hektolitre bira üretim kapasitesine sahip), Soda ve Gazoz Fabrikası (günde 3 bin şişe soda ve gazoz üretim kapasiteli), Deri Fabrikası, Ziraat Aletleri ve Demir Fabrikası, iki adet süt ve yağ fabrikası, iki adet yoğurt imalathanesi, iki adet peynir ve yağ imalathanesi, bir adet şarap imalathanesi, bir adet değirmen ve İstanbul’da bulunan bir çelik fabrikasının % 40 hissesi. 

Diğer birimler: Toplam 51 adet bina olmak üzere, tavuk çiftliği, Ankara ve İstanbul’da satış mağazaları, Yalova’da iskele ve liman tesisatı, mandıralar, lokanta, gazino, eğlence yerleri, lunaparklar, fırınlar, Çiftlik Müzesi, Hayvanat Bahçesi ve bunlara ait tesisat ve demirbaşlar.

Canlı demirbaşlar: 13100 Baş koyun, 433 baş sığır, değişik ırklarda 69 binek atı, 58 çoban merkebi, 2450 baş tavuk.

Araçlar: 16 Traktör, 13 biçer döver, 5 kamyon-kamyonet, 2 otomobil, 19 binek ve yük arabası, Yalova Çiftliği’nde 35 tonluk bir adet deniz motoru.

ATATÜRK ÇİFTLİKLERİ-99

ATATÜRK ÇİFTLİKLERİ-75

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çiftliğin İşletme ve Çalışma Esasları

Kamusal hizmet tanımı oldukça geliştirilmiş olan Çiftlik aynı zamanda çağdaş işletmecilik esasları çerçevesinde çalışmaktadır. İşletme verimliliği konusundaki yaklaşım ve anlayış tıpkı modern bir işletmenin çalışma esaslarına uygundur. Buna karşın herhangi bir kapitalist işletmeden farklı olarak, Çiftlik kamusal hizmet kapsamını sürekli geliştirmekte ve çeşitlendirmektedir. Örneğin, Çiftliğin fidanlığı ile yalnızca Çiftliğin değil o tarihlerde “Ankara Çölleri” olarak adlandırılan bütün Ankara ve çevresinin ağaçlandırılması da gerçekleştirilmektedir. Değirmen yalnızca Çiftliğe değil, aynı zamanda çevredeki köylere de hizmet vermektedir. Fırında üretilen ekmekler Ankara piyasasına da sunulmaktadır. Benzer şekilde Çiftliğin kendi çalışanlarına yönelik hizmet veren birimleri de dahil olmak üzere tüm birimleri yakın çevredeki kırsal kesime ve Ankara kentine de hizmet sunmaktadır. Tüm çalışanların çocuklarının okutulması Çiftlik İdaresi tarafından üstlenilmiştir. On Yıl adlı bir yatılı ilkokul kurulmuştur. Okula yalnızca Çiftlik çalışanlarının çocukları değil  aynı zamanda çevre köylerdeki çocuklar da kabul edilmektedir. Memur ve işçiler için lojmanlar ve otuz kişilik bir bekar apartmanı inşa edilmiştir. Çiftliğin ayrıca büyük bir hamamı da bulunmaktadır. Hastaların ilaç ve hastane giderlerini Çiftlik üstlenmektedir. Bunların dışında Posta, Telgraf ve Telefon Merkezi vardır. Çiftlik Çalışanları için bir Yardım Sandığı oluşturulmuştur. Çiftliğin tarım ve havyancılıkla ilgili bir de müzesi bulunmaktadır.

Ulusal piyasalara sunduğu ürünlerin gelirleriyle kamusal hizmet üretimi gerçekleştirilmektedir. Atatürk Çiftliklerinin tüm yatırımı hemen hemen tümüyle kendi sermayelerinden sağlanmaktadır.Çiftliğin gelir gider durumları düzenli izlenmekte, ulusal piyasalarda etkinliği Ticaret Şubesi aracılığıyla sürekli geliştirilmektedir.

Devlete bağışlanmasından önce bile Çiftlik ürünleri, Cumhurbaşkanlığı Köşküne bedeli karşılığında gönderilmektedir. Kapitalist bir işletmenin kar-zarar hesaplarına benzer şekilde bir işletme yöntemi izlenmekte buna karşın işletme etkinliğinde kamusal hizmet sunumu temel alınmaktadır. Çiftlik, ulusal piyasalara yarışmacı koşullarda girmesine karşın sürekli biçimde kamusal hizmet üretebilmektedir. Çiftliğin en önemli başarısı piyasa ekonomisinin koşulları ve sınırlamaları altında oldukça kapsamlı bir kamusal hizmet sunumu gerçekleştirmiş olmasıdır. Öyle ki, o güne kadar geleneksel yaşam biçiminde herhangi bir yeri olmayan konularda bile kamusal hizmet üretilmektedir.

Çiftlik, ulusal piyasalara kısa süre içinde yüksek üretim oranları ile katılmıştır.[4] Çiftlik 1929 yılında başlayan Dünya Buhranı yıllarının ürün fiyatlarında yol açtığı büyük düşüş koşullarında bir yandan tarımsal üretime uygun olmayan olumsuz doğal koşullar ile diğer yandan olumsuz ekonomik etkenlerle ve güçlerle baş etmeye çalışmış, ulusal piyasalarda varlığını sürekli geliştirmiştir. Çiftlik İdaresi kriz koşullarına karşı çeşitli önlemler almıştır. Üretim maliyetlerini düşürmek için benzin motorları yerine mazot motorları kullanılmış, tarımsal ürünler ham olarak değil, işlenerek ve değerlendirilerek piyasaya sunulmaya başlanmıştır. Üretim faaliyetlerinde ağırlık toprak mahsullerinden hayvancılık ürünlerine ve tarım sanayine kaydırılmıştır. [5]

Çiftliğin kriz koşularından üretimini sürekli geliştirerek çıkabilmesinde, ana ekonomik sektörleri içeren birimlerinin birbirleriyle organik bir bütünlük içinde geliştirilmiş olmasının katkısı yadsınamaz. Örneğin, Ticaret Şubesi, Çiftliğin tarım, hayvancılık ve sanayi etkinliklerinin ulusal piyasalarla ilişkisini düzenlemek amacıyla kurulmuştur. Bu şekilde ürünlerin ulusal piyasalara girişi düzenlenmektedir. Diğer yandan, Ankara’nın başkent seçilmesi sonrasında imarı ve gelişmesinin Çiftliğin gelişimine katkısı büyüktür. Yanı başında yeni gelişmekte olan ve nüfusu hızla artan bir başkent önemli bir pazar olanağı sunmaktadır. 

Çiftlik dört ana şubeden oluşmaktadır. Bu şubeler ve kolları şunlardır:

Ziraat Şubesi

Ziraat İşleri Kolu, Meyve Çiftliği, Sebzecilik, Bağcılık ve Fidanlık İşleri Kolu.

Hayvancılık Şubesi

Koyunculuk Kolu, Sığır Kolu, Kasaplık Hayvan Kolu, Atçılık Kolu, Kümes Hayvanları Kolu ve Arıcılık Kolu.

Endüstri Şubesi

Bira Fabrikası, Pastörize Süt Fabrikası ve Yoğurt İmalathanesi, Demir Eşya ve Pulluk Fabrikası, Şarap İmalathanesi, Deri Fabrikası, Değirmen ve Fırın.

Ticaret Şubesi

Marmara Gazinosu, Çiftlik Lokantası, Ankara’da Yenişehir, Hacıbayram ve Samanpazarı olmak üzere üç satış mağazası, İstanbul’da Beyoğlu ve Kadıköy olmak üzere iki satış mağazası.

Sanayi-Tarım Bütünleşmesi ve Tarımın Yeniden Örgütlenmesi

İktisadi bir kuruluş olarak Çiftlik, Sanayi Planlarında öngörülmüş olan sanayi-tarım ve ticaret bütünleşmesini, kendi bünyesinde geliştirdiği birimleri ile gerçekleştirmiştir. Çiftlik, teknolojik gelişme ve sanayileşme ile tarımsal üretim arasındaki ilişkiyi geliştirerek devlet çiftlikleri sistemi şeklindeki ileri düzeyde bir örgütlenmenin ilk adımını oluşturmuştur. ‘Tarım bölgeleri’,  ‘tarım merkezleri’, ‘tarım sanayii’, ‘kooperatifleşme’ ve ‘tarım bankacılığı’, ‘devlet çiftlikleri’, ‘makineleşme’ve ‘kolektif üretim’ kavramları ile özetlenebilecek tarım siyasasının en önemli uygulanma alanı Atatürk Orman Çiftliği olmuştur. Tarımın, kendisi ile ilişkili sanayi ile birlikte geliştirilmesi, yeni tekniklerin kullanılması ve geliştirilmesi, tarımla uğraşan kesimin eğitilmesi, üreticileri kooperatiflerde örgütleyerek insan kaynağının geliştirilmesi amaçlanmıştır.

Verimsiz bir alanın seçilmiş olması bilinçli ve ideolojik bir tutumu sergilemektedir. 1939 Tarihinde Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu tarafından yayınlanan kitapta bu noktaya vurgu yapılmaktadır:

“…Türkiye’nin en verimsiz yerlerinde bile, insan iradesinin istediğini elde edeceğini ispat etmek lazımdı. Çünkü bu takdirde, toprağın verimsizliği hikayesi tasfiye edildiği gibi, verimlilik veya verimsizliğin toprağa yani maddeye ait olmayıp insan iradesine ve burada, Türk insanının iradesine ait bir vasıf olduğu meydana konmuş olacaktı”. [6]

Burada, topluma, özellikle de kırsal kesime yaşadığı koşulları dönüştürme yeteneğinin kazandırılması amacı açıkça görülebilmektedir. Bu örnek girişim, öncelikle üretimin ve üreticinin yüceltilmesidir. Çiftlik, 1930’lu yıllarda uygulamaya konan ve kapsamlı  toplumsal ve iktisadi kalkınma planları niteliği taşıyan Birinci ve İkinci Sanayi Planları ile öngörülen ‘devlet çiftlikleri’ ve ‘devlet fabrikaları’ dizgesinin 1920’lerde gerçekleştirilmiş önemli bir adımıdır. Atatürk Orman Çiftliği, Sanayi Planlarında öngörülen sanayi gelişiminin tarım üzerinde yaratacağı olumlu etkileri çoğaltmaya yönelik hedefler ile bütünleşmektedir. [7]

Çiftliğin tüm birimleri, araştırma ve uygulama, eğitim ve üretim işlevlerini birlikte görecek şekilde geliştirilmişlerdir. Bu, sanayi-tarım bütünleşmesi hedefleri ile uyumlu bir yaklaşım olduğu kadar aynı zamanda bir zorunluluktur da. Çiftlik, ülkede yaratılmak istenen kapsamlı bir ziraat sistemin ilk örneğidir. İleri bir örgütlenme biçimi altında makineli tarım geliştirilmek istenmekte, geri tarımsal örgütlenme biçimleri ret edilmektedir. Atatürk’e 1930’da sunulan raporda bu noktaya vurgu yapılmaktadır:

“… Bu arazide ortakçılık usulünde ziraat sistemi takip etmek asri ziraat sistemile kabili telif değildir. Esasen ortakçılık usulü ziraai geri ve pek iptidai memleketlerde takipedilen bir usuldür. Gayri iktisadi ve iptidai bir usulün çiftlikte takip ve tatbiki doğru değildir.”[8]

Ziraatta makineleşme için eğitilmiş becerili insan gücüne gereksinme vardır. Çiftlik atölyesinin işi yalnızca ziraat makinelerinin üretimi, işletimi ve onarımı ile sınırlı değildir. Burada bu makineleri kullanacak ve onarabilecek işçi ve makinistler de yetiştirilmektedir. Ayrıca Ankara ve civarındaki kimi illerdeki traktör ve diğer ziraat makinelerinin onarımı da bu atölyede yapılmaktadır. Motorculuk, tesviye ve tornacılık, demircilik, marangozluk ve dokumacılık şubeleri bulunan atölye 1930’larla birlikte Sanayi Planlarının genel hedefleri ile tutarlı biçimde fabrikaya dönüştürülmüştür. Demir Eşya ve Pulluk Fabrikası’nda Çiftlikte kullanılmak üzere inşaat malzemeleri, su tesisatı, makine parçaları, heykel ve sütun başlıkları, kapı ve parmaklıklar, havalandırma, elektrik ve havagazı tesisatı, yangın dolapları, havagazı ocakları vb malzeme üretilmektedir. Fabrikada 1931 yılında pulluk üretimine başlanmıştır. Bu şekilde Orta Anadolu köylüsünün pulluk gereksinmesi karşılanmaktadır.

Çiftlik, üretici güç insanın dönüştürülmesi, tarımın ilişkili olabileceği sanayi üretimi ile birlikte geliştirilmesi, halkın gereksinmelerinin sağlanması, temiz ve sağlıklı gıda üretimi gibi hedeflere birlikte ulaşmaya yönelik kapsamlı bir tasarının ürünüdür. “Hilesiz ve saf ve temiz gıdalar” üretilmesinin yanı sıra ülkenin doğal ve iktisadi koşullarına uyarak gelişmesi, ulusal piyasalara etkin katılım, gıda üretiminde gelişmenin Anadolu ortasına çekilmesi istenmektedir. Bu ilk örnek, gerek bilim ve tekniğin kullanılarak üretkenliğin artırılmasına gerekse de tarımsal işgücünün eğitimi ve örgütlenmesi yoluyla ortak aklın inşasına dayalı bir tasarıdır.

Atatürk Orman Çiftliği, örnek çiftlik olmasının yanısıra aynı zamanda bir okul, eğitim-araştırma kuruluşu niteliğindedir. O tarihlerde, modern tarım tekniklerinin yaygınlaştırılması için köylü çocukları Çiftlikte ders görürlerdi. Diğer yandan, Yüksek Ziraat Enstitüsü’ne girecek olan lise mezunlarının bir yıl süreyle Çiftlikte tarım işçisi olarak çalışması şart koşulmuştu. Cumhuriyetin kuruluş döneminde en saygın eğitim kuruluşlarından biri olan ve ziraat, veterinerlik, ziraat makineleri mühendisliği dallarında eğitim veren Yüksek Ziraat Enstitüsü öğrencileri, o yıllarda tüm gün boyunca Çiftlik’te yaşayarak staj görürlerdi. Yine o tarihlerde, değişik illerden gelen 14-17 yaş arası gençler, Demir Eşya ve Pulluk Fabrikası’nda makinelerin kullanılması ve onarımı konularında eğitilmektedirler.

Kentsel Yaşamın Geliştirilmesi Açısından Çiftliğin Katkıları

Atatürk Orman Çiftliği, Cumhuriyetin kuruluş döneminin temel şehircilik siyasalarının oluşumu açısından da önemli bir girişimdir. Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki şehircilik uygulamaları, yurttaşın çağdaş bir yaşam biçimi ile şekillenen bir çevrede kamusal mekanlarının vurgulanması, yaratılması ve geliştirilmesine yöneliktir. “Çağdaş bir başkent”, “çağdaş bir yurttaş” yaratılacaktır. Halkın toplumsallaşması yüceltilmektedir. Halkın uygar bir topluma dönüştürülmesi ve kamusallığın ve toplumsallaşmanın mekanlarının yaratılması şehircilik etkinliklerinin en önemli hedefleridir. Çiftlik üretim etkinliklerinin yanı sıra Ankaralıların önemli toplumsallaşma mekanlarından biridir aynı zamanda. Kent halkının dinlenme ve diğer kültürel etkinliklerine uygun mekanlar yaratılmıştır. Çiftlik içindeki köşk, bahçe, gazino vb mekanlar halkın kullanımına açıktır. Örnek olarak Marmara Köşkü ve Çiftlik Köşkü gazinosu ve parkları o tarihlerde Ankara halkı tarafından yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu park, bahçe ve gazinolar Ankara’da eksikliği hissedilen çağdaş yaşama özgü mekanlar olarak yerlerini almaktadır o tarihlerde. Karadeniz Yüzme Havuzu, eğlence, dinlenme etkinlikleri yanı sıra su sporları etkinliklerine sahne olmaktadır.

Tarımsal üretime yabancılaşmayan bir kent kültürü ile kent kültürünü içselleştiren bir tarımsal üretim kültürünün yaratılması açısından Atatürk Orman Çiftliği’nin örnek oluşturduğu Devlet Çiftlikleri tıpkı devlet fabrikaları gibi önemli işlevler görmüşlerdir. Yakınında bulundukları kentlerde ve yörelerde yerleşmelerle organik ilişkiler geliştirmişler, yalnızca ekonomik açıdan değil üretim süreci ile ilişkilendirilmiş bir kent kültürünün oluşumuna katkıda bulunmuşlardır. Gerek devlet çiftlikleri gerekse devlet fabrikaları örneğinde bu büyük devlet işletmeleri kent ekonomilerine katkıları yanı sıra yarattıkları mekansal ve toplumsal düzen ve ilişkiler dizgesi ile kentlere kamusal hizmet sunumu, çevre düzenleme ve planlı bir kentsel çevrenin yaratılması konularında örnek oluşturmuşlardır.

Çiftlik, zaman içinde ana üretim işlevinin yanısıra bu işlevlerle insanları biraraya getiren dinlenme ve eğlence işlevlerinin yaratıldığı bir mekana dönüşmüştür. Bu, üretim kültürüne yabancılaşmayan bir kent yaşamı açısından son derece önemlidir. Bireyleri edilgen tüketiciler durumuna indirgeyen, insanın doğaya ve üretime yabancılaşmasına yol açan günümüzün tüketimci kültürüne karşı hala güçlü bir seçenek oluşturmaktadır.

Yaratılan bu  mekanlarda halka kamusal ortamda uygar davranış biçimi, yeni bir ortak yaşama ve kamusal mekanları kullanma kültürü kazandırılmaya çalışılmaktadır. Bu mekanlar, kaybolan geleneksel bağ ve bağ evi yaşantısının ve mesire kültürünün yerine çağdaş bir yaşam biçiminin mekanları olarak biçimlenmektedir. Çiftlikte yalnızca çalışan işgücünün ve çevre köylerdeki tarımla uğraşan kesimin değil, Çiftliğin parklarını, bahçelerini kullanan kentliler de bir anlamda eğitilmektedir. Çok sonra kurulan Hayvanat Bahçesi buna örnektir. Hayvanat Bahçesinin tanıtım kitabında, hayvanat bahçesinin hayvan biliminin gelişimi açısından yararları üzerinde durulmaktadır. Hayvanat bahçeleri aynı zamanda bilim kurumları olarak görülmekte, araştırma ve inceleme açısından sunduğu olanaklara vurgu yapılmaktadır. Hayvanat bahçelerinin çocukların akıl ve ruh sağlıkları üzerinde, merak duyguları ve görgüleri, bilgileri üzerinde olumlu etkilerinden söz edilmektedir:

“Çocukları tabiatın en yüksek güzelliğine alıştırmak, onlara tabiatı tanıtmak; hayatı sevdirmek demekdir. Hayatı seven ve tabiatı tanıyan çocuk, ailesini ve diğer insanları da daha ziyade sever; yaşayan her şeye bağlı olur. Dikkat, acıma ve yardım hisleri, manevi sağlığı yükselir. Çalışmıya hevesi, öğrenme ve tetkike meyli artar”.[9] Tanıtım kitabının sonunda “Ziyaretçilerden Bazı Ricalar” bölümü yer almaktadır. Bu bölümde bahçeyi ziyaret tarzı ve ziyaret sırasında uyulması gereken kurallara işaret edilmektedir. Bahçe gezilirken film çekilmemesi, hayvanların ürkütülmemesi ve kızdırılmaması istenmektedir. Hayvanların kızdırılmasının onların sağlıkları ve eğitimleri üzerinde olumsuz etki yaratacağı belirtilmektedir. Ziyaretçilerin bu kurallara uymaları, hatta uymayanları uyarmaları istenmektedir.

Geleceğe Dönük Öngörüler

Atatürk Orman Çiftliği tarım ile sanayinin, üretim ile dinlenme etkinliğinin, kırsal üretimle kentsel kültürün, uygulama ve üretim etkinliği ile eğitim etkinliğinin, üretimin kültürü ve mekanı ile dinlenme ve çağdaş yaşam kültürünü bir araya getirme ve bütünleştirme, bunlardan da önemlisi bireysel olanı aşarak kamusal bir değer yaratmanın kültürünü geliştirme tasarısıdır.

O tarihlerde zirai anlamda değersiz ve verimsiz bir araziden ileri düzeyde bir örgütlenme ile örnek bir çiftlik, emsalsiz bir kamusal değer yaratılmıştır. Bugün bu kamusal değer rant olanakları olarak görülmektedir. Özelleştirme tehlikeleri vardır. Bütün bu tehlikeler, bir yönüyle de ne büyük bir değer yaratıldığının kanıtıdır.

Aradan geçen süre içinde, kamu girişiciliğinin öncülüğünde tarımsal emeğin eğitilerek tarımda verimliliğin artırılması yoluyla kırsal alanın kalkındırılması ve uygar bir topluma dönüştürülmesi düşüncesi ve girişimleri zayıflatılmış ve bugünlere gelinmiştir. Kıral alanı, tarımı ve köylünün ihmali nedeniyle Türkiye bugün büyük bir iç göç dalgası ile karşı karşıyadır. Kırsal alanın boşalarak büyük kentlere akması sonucu çiftçilik ve tarım yok olma tehdidi ile karşı karşıyadır. Türkiye’nin nüfusunu beslemek, doğal kaynakları dikkatli kullanarak tarımsal gelişmeyi sağlamak, çevre kirliliğine neden olmaksızın sanayileşmeyi sürdürmek, tarımsal üretimi ve ürün verimliliğini artırmak, tarımla uğraşan kesimini, tarım teknikleri konusunda eğitmek, geliştirmek, topraklarını akılcı biçimde değerlendirmek ve üreticileri üretici birliklerinde örgütleyerek insan kaynaklarını geliştirmek ve üretici güçlerini kır ile kent arasındaki eşitsizliğin giderilmesinde akılcı biçimde kullanmak gibi sorunları vardır. Bu sorunların çözümüne yönelecek bir Türkiye’nin yine Atatürk Orman Çiftliği gibi büyük kamusal girişimlere gereksinimi olacaktır. Çiftliğin kuruluş yıllarındaki amaçları bugün de geçerliliğini korumaktadır.

  

Kaynakça

Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü (1953)  Atatürk Orman Çiftliği, Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü Yayını, İstanbul Matbaası, İstanbul.

Cumhuriyet Halk Partisi (1935)  CHP Programı, Ulus Basımevi, Ankara.

 Cumhuriyet Halk Partisi (1938) Onbeşinci Yıl Kitabı, Cumhuriyet Matbaası, İstanbul.

 Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu (1939) Atatürk Çiftlikleri, Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu yayını, Ankara.

Gazi Orman Çiftliği (1930) Gazi Orman Çiftliği (5 Mayıs 1925-5 Mayıs 1930), Hakimiyeti Milliye Matbaası, Ankara.

İnan, Afet (1972) Devletçilik İlkesi ve Türkiye Cumhuriyetinin Birinci Sanayi Planı-1933, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara.

İnan, Afet (1973) Türkiye Cumhuriyetinin İkinci Sanayi Planı-1936, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara.

Ministere De L’Interieur [İçişleri Bakanlığı] (1936) La Ferme Modele D’Orman [Örnek Orman Çiftliği], L’Imprimerie D’Etat [Devlet Basımevi] , Ankara.

Orman Çiftliği Umumi İdaresi (1933) Ankara’da Gazi Orman Çiftliği (Mayıs 1925-Mayıs 1933), Orman Çiftliği Umumi İdaresi, Ankara.

Öztan, Yüksel (1993), “Atatürk Orman Çiftliği’nin Ankara Kentinin Yeşil Alan Sistemi İçin İşlevi”, Dünü, Bugünü ve Geleceği ile Atatürk Orman Çiftliği, Ziraat Mühendisleri Odası yayını, Ankara.

TMMOB Ankara İl Koordinasyonu Kurulu (2005), Atatürk Orman Çiftliği Nasıl Korunmalı ? (Panel, Temmuz 2004), TMMOB Şehir Plancıları Odası yayını, Ankara.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (1993), Dünü-Bugünü ve Gelecegi ile Atatürk Orman Çiftliği (Sempozyum, 08.06.1993), TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Ankara.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (2003), Geçmişten Geleceği Atatürk Orman Çiftliği Sempozyumu (10 Haziran 2003), TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası yayını, Ankara.

Tüzdil, Nevzad (1940), Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi, Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu, Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi yayını, n.1, Ankara Basımevi, Ankara.

T.C. Riyaseti 4/545 Sayı 11 haziran 1937 tarihli ÇİFTLİKLERİNİ HAZİNEYE BAĞIŞLADIĞINA DAİR TEZKERE, Ayın Tarihi, 1937, sayı: 43, s:33.

Atatürk’ün Çiftliklerini Hazineye bağışlaması üzerine Başvekil İsmet İnönü’ye 13 Haziran 1937 tarihli yazısı, Ayın Tarihi, 1937, sayı:43, s: 45.

 

 

NOTLAR

[1] Öztan, Yüksel (1993), “Atatürk Orman Çiftliği’nin Ankara Kentinin Yeşil Alan Sistemi İçin İşlevi”, Dünü, Bugünü ve Geleceği ile Atatürk Orman Çiftliği, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası yayını, (8/6/1993 tarihinde aynı adla düzenlenen sempozyum bildirileri), Ankara, s:33.

[2] T.C. Riyaseti 4/545 Sayı 11 haziran 1937 tarihli ÇİFTLİKLERİNİ HAZİNEYE BAĞIŞLADIĞINA DAİR TEZKERE, Ayın Tarihi, 1937, sayı: 43, s: 33.

[3]Atatürk’ün çiftliklerini Hazineye bağışlaması üzerine Başvekil İsmet İnönü’ye 13 Haziran 1937 tarihli yazısı, Ayın Tarihi, 1937, sayı:43, s: 45.

[4] Örnek verilecek olursa, Çiftliğin peynir satışları ilk üretimin gerçekleştirildiği 1931 yılında yıllık 13 399 kg iken 1937’de 35 690 kg’a, süt satışları 1931 yılında yıllık 46 443 litreyken 1937 yılında 114 254 litreye, bira satışları 1931 yılında 51 381 litreden 1937 yılında 442 294 litreye, şarap satışları 1931 yılında 2 591 litre iken 1937’de 74 286 litreye ulaşmıştır. Şeker pancarı üretimi ise 1933’de 30 000 kg iken 1937’de 185 561 kg’a yükselmiştir. Koyun yetiştirilmesine 5 bin koyun ile başlana Çiftlikte 1937 yılında koyun sayısı 16 100’dür. Yün üretimi 1926’da 7 862 kg iken 1937’de 14 931 kg’a çıkmıştır. Bkz: Ziraat İşletmeleri Kurumu (1939).

[5] Bkz: A.g.e.

[6] Bkz: Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu (1939) Atatürk Çiftlikleri, Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu yayını, Ankara, s:11.

[7] Birinci ve İkinci Sanayi Planları için bkz: İnan, Afet (1972) Devletçilik İlkesi ve Türkiye Cumhuriyetinin Birinci Sanayi Planı-1933, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara;  ve İnan, Afet (1973) Türkiye Cumhuriyetinin İkinci Sanayi Planı-1936, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara.

[8] Bkz: Gazi Orman Çiftliği (1930) Gazi Orman Çiftliği, 5 Mayıs 1925-5 Mayıs 1930, Hakimiyeti Milliye Matbaası, Ankara.

[9] Bkz: Tüzdil, Nevzad (1940) Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi, Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu, Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi Yayını, n.1, Ankara Basımevi, Ankara.